Bir günlük yağış hayatı felç etti, geride milyonlarca liralık hasar kaldı. Peki suç yalnızca yağmurun mu?
Mersin geçen hafta öyle bir yağışla karşı karşıya kaldı ki, neredeyse bir ayda yağması beklenen yağmur bir günde kentin üzerine boşaldı.
Normal şartlarda metrekareye 30-40 kilogram civarında yağış beklenirken, bazı bölgelerde bu miktarın 110-120 kilograma ulaşması, kent yaşamını adeta felç etti.
Elbette böylesine yoğun bir yağışın oluşturacağı tahribatı küçümsemek mümkün değil. Ancak Mersin’de yaşananların tek sorumlusu da yağmur değildi.
Çünkü yağmurun önüne bir de insan eliyle oluşturulan çevre kirliliği eklendi.
Vatandaşların gelişi güzel attığı çöpler, iş yerlerinin çevresinde biriken atıklar ve özellikle geri dönüşüm tesislerinden kaynaklandığı belirtilen atıkların yağmur suyu hatlarına karışması, tıkanan mazgalların ve logarların oluşturduğu sorunu daha da büyüttü.
Özellikle Akdeniz ilçesindeki bazı geri dönüşüm tesislerinin atıklarının logarların içerisinden çıkması, üzerinde ciddi şekilde durulması gereken bir tabloyu ortaya koydu.
Burada sormamız gereken önemli bir soru var:
Bir kentte yağmur yağabilir, hem de çok şiddetli yağabilir. Peki sokaklara, mazgallara ve yağmur suyu hatlarına ulaşan çöplerin sorumlusu kim?
Mersin Büyükşehir Belediyesi ve MESKİ ekipleri, yağışın başladığı andan itibaren gece boyunca sahadaydı. Ekipler su baskınlarına müdahale etti, tıkanan hatları açmak ve vatandaşların mağduriyetini gidermek için yoğun çaba gösterdi.
Ancak yağışın aynı anda kentin birçok noktasında etkili olması nedeniyle ekiplerin her noktaya yetişmesi zaman aldı.
Ertesi sabah ise kent genelinde büyük ölçüde sular çekilmiş, günlük yaşam normale dönmeye başlamıştı.
Fakat sokaklarda hayat normale dönse de vatandaşın evinde ve esnafın iş yerinde durum hiç de öyle değildi.
Evleri su basan aileler, kullanılamaz hâle gelen eşyalarla baş başa kaldı. İş yerlerini su basan esnaf ise büyük maddi zararla karşı karşıya kaldı. Bir gecelik yağışın faturası birçok vatandaş için oldukça ağır oldu.
YAĞMURUN SUÇU YOK, AMA BİZİM SORUMLULUĞUMUZ VAR!
Şimdi meseleyi doğru yerden tartışmamız gerekiyor.
Belediyeler altyapıyı güçlendirmeli, yağmur suyu hatlarının bakımını düzenli yapmalı, mazgallar ve logarlar sürekli kontrol edilmeli. Özellikle riskli bölgelerde önleyici çalışmalar artırılmalı.
Ancak vatandaş da üzerine düşeni yapmalı.
Çöpünü sokağa atan, iş yerinin atığını gelişigüzel bırakan, çevreyi kirleten bir anlayışla mücadele etmeden bu sorunun üstesinden gelmek mümkün değil.
Özellikle geri dönüşüm tesislerinin faaliyetleri, atık depolama alanları ve çevreye bıraktıkları atıklar ilgili kurumlar tarafından daha sıkı denetlenmeli. Kamu sağlığını ve kent yaşamını tehdit eden uygulamalara karşı gerekli yaptırımlar uygulanmalı.
Çünkü belediyelerin görevi yalnızca yağmur yağdığında su tahliye etmek değildir. Aynı zamanda olası felaketlere karşı önlem almaktır. Vatandaşın görevi de yaşadığı kenti temiz tutmaktır.
Mersin Büyükşehir Belediyesi ve MESKİ ekiplerinin gece boyunca verdiği mücadeleyi görmezden gelemeyiz. Ancak yaşanan mağduriyetleri de görmezden gelemeyiz.
Bu olay bize bir kez daha gösterdi ki Mersin’in yalnızca altyapıya değil, güçlü bir çevre denetimine ve kentlilik bilincine de ihtiyacı var.
Unutmayalım; yağmuru durduramayız ama yağmurun felakete dönüşmesini önlemek için hepimizin yapabileceği bir şeyler var.
Mersin’i seviyorsak önce kirletmemeyi öğreneceğiz.
Çünkü bu kent hepimizin!
© 2026 Tüm Hakları Saklıdır. Dorasoft Yazılım tarafından hazırlanmıştır.