Mersin ile özdeşleşen ve bu yıl “Jeopolitik kırılmaların eşiğinde tarımın geleceği” temasıyla düzenlenen “Üretmezsek Tükeniriz Tarım Konferansı” sonunda üreticinin yalnız bırakılmaması gerektiği vurgulandı. Belirsizliklerin ve kuralsızlığın arttığı yeni dünya düzeninde Türkiye’nin güçlü şekilde yer alabilmesi için üretimin mutlaka desteklenmesi ve tarımın stratejik bir alan olarak ele alınması gerektiği ortak görüş olarak öne çıktı.
Geleneksel hale gelen konferans serisinin beşincisi; Mersin Büyükşehir Belediyesi, Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO), Akdeniz İhracatçı Birlikleri (AKİB), Akdeniz Ziraat Odası, Ziraat Mühendisleri Odası Mersin Şubesi ve Gıda Mühendisleri Odası Mersin Şubesi iş birliğinde gerçekleştirildi. Tarım Yazarı Ali Ekber Yıldırım’ın moderatörlüğünü yaptığı konferansta Tarım ve Gıda Editörü İrfan Donat ile Finans Gazetecisi Açıl Sezen konuşmacı olarak yer aldı. Programa Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, MTSO Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Sefa Çakır, MTSO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Cem Bucuge ve sektör temsilcileri katıldı.

Çakır: “Mersin, akıllı ve planlı tarımın merkezi olabilir”
Konferansın açılışında konuşan MTSO Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Sefa Çakır, değişen dünya düzeninde tarımın stratejik öneminin daha da arttığını vurguladı. Su kaynaklarının azalması, iklim değişikliği, savaşlar ve enerji fiyatlarındaki dalgalanmaların doğrudan tarımsal üretimi etkilediğine dikkat çeken Çakır, tarımın artık sadece ekonomik bir faaliyet değil aynı zamanda gıda güvenliği açısından stratejik bir alan olduğunu söyledi.
Tarımın diğer sektörlerle aynı ölçekte değerlendirilemeyeceğini belirten Çakır, “Tarım olmazsa sanayi olmaz, turizm olmaz, lojistik olmaz. Tarım bir sektör değil, korunması gereken bir varlıktır” değerlendirmesini yaptı.
Planlı üretim ve uluslararası iş birliklerinin önemine değinen Çakır, özellikle Akdeniz havzasındaki ülkelerle üretim planlaması konusunda daha güçlü iş birlikleri kurulması gerektiğini ifade etti. Her ülkenin her ürünü üretmeye çalıştığı bir modelin sürdürülebilir olmadığını belirten Çakır, birbirini tamamlayan üretim modellerinin geliştirilmesi gerektiğini vurguladı.
Çakır ayrıca tarımda sadece üretimin değil tüketim alışkanlıkları ve israfın da tartışılması gerektiğine dikkat çekerek, “Bir tarafta üretim maliyetlerinden şikayet ediyoruz, diğer tarafta ürettiğimizi israf ediyoruz. İsrafı azaltmadan üretimi doğru yönetemeyiz” diye konuştu.
Mersin’in sahip olduğu iklim, üretim kültürü ve lojistik avantajlarıyla akıllı ve planlı tarımın merkezi olabilecek potansiyele sahip olduğunu ifade eden Çakır, bu dönüşümün kamu, yerel yönetimler, odalar, kooperatifler ve üreticilerin ortak çalışmasıyla mümkün olabileceğini söyledi.
Seçer: “Tarım milli güvenlik meselesidir”
Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer ise konuşmasında tarımın Türkiye için stratejik önemine dikkat çekti. Tarımın ekonomik payı düşük görünse de milli güvenlik ve sosyal sorumluluk açısından vazgeçilmez bir alan olduğunu belirten Seçer, güçlü bir gıda üretimi olmadan sanayi ve teknolojinin sürdürülebilir olamayacağını söyledi.
Enerji fiyatlarındaki dalgalanmaların tarımsal üretimi doğrudan etkilediğini vurgulayan Seçer, üretimin güçlendirilmesi gerektiğini belirterek belediye olarak tarıma önemli destekler verdiklerini ifade ederek yürüttükleri çalışmaları özetledi.
Ali Ekber Yıldırım: “Üretici desteklenirse zorluklar aşılır”
Konferansın moderatörlüğünü yapan Tarım Yazarı Ali Ekber Yıldırım, 2025 yılının tarım açısından oldukça zor geçtiğini belirterek zirai don, kuraklık ve aşırı sıcakların üretimi olumsuz etkilediğini söyledi. TÜİK verilerine göre tarımın 2025’te yüzde 8,8 küçüldüğünü hatırlatan Yıldırım, 2026’ya umutla başlanmasına rağmen jeopolitik gelişmelerin maliyetleri yeniden artırdığını ifade etti. Artan gübre, enerji ve akaryakıt fiyatlarının üreticiyi zorladığını dile getiren Yıldırım, üreticinin desteklenmesi halinde sektörün bu süreci daha kolay atlatabileceğini söyledi. Yıldırım, özellikle yerel yönetimlerin üreticiye daha hızlı destek sağlayabildiğine dikkat çekti.
Açıl Sezen: “Devlet üreticinin yanında olmak zorunda”
Finans Gazetecisi Açıl Sezen, dünyada büyük bir ekonomik ve jeopolitik dönüşüm yaşandığını belirterek küresel ticaretin eski kurallarla işlemediğini söyledi. Geçmişte dünyanın her yerinden ürünlerin kolaylıkla tedarik edilebildiğini ancak yeni dönemde ülkelerin parası olsa da artan kırılganlıklar nedeniyle istenilen ürünlerin temininin zorlaştığını ifade eden Sezen, bu nedenle ülkelerin stratejik ürünlerde kendi üretim kapasitesini korumak zorunda olduğunu vurguladı.
Türkiye’nin enerji ve bazı hammadde alanlarında kırılganlıkları bulunduğunu hatırlatan Sezen, bu nedenle tarım ve gıdada üretimin sürdürülebilir şekilde desteklenmesi gerektiğini söyledi.
“Bundan sonra maliyet yüksek olsa bile bazı ürünlerin ülkede üretilmeye devam etmesi gerekiyor” diyen Sezen, devletin teşvik mekanizmalarıyla üreticiyi desteklemesinin artık bir tercih değil zorunluluk olduğunu ifade etti.
İrfan Donat: “Tarımda yerliliği artırmalıyız”
Tarım ve Gıda Editörü İrfan Donat ise küresel gelişmelerin tarım ve gıda sektörünü doğrudan etkilediğini belirtti. Özellikle enerji fiyatları ve gübre maliyetlerindeki artışın üreticiyi zorladığını ifade eden Donat, üreticinin artan maliyetlere rağmen satış fiyatlarında aynı artışı görememesinin sektörden çıkış riskini artırdığını söyledi.
Tarımda güçlü bir planlamaya ihtiyaç olduğunu belirten Donat, özellikle gübre, yem, zirai ilaç ve bazı hammaddelerde Türkiye’nin yüksek oranda dışa bağımlı olduğunu vurguladı. Bu nedenle tarımsal üretimde yerliliğin artırılması ve hammaddelerin mümkün olduğunca ülke içinde üretilmesi gerektiğini ifade etti.
Doğru planlama ve destekleme politikalarıyla Türkiye’nin tarımsal üretimini ve ihracatını çok daha yüksek seviyelere çıkarabileceğini belirten Donat, üretimin korunmasının hem gıda güvenliği hem de ekonomik dayanıklılık açısından kritik olduğunu söyledi.





