CHP’de önce delege seçimleri, ardından ilçe kongreleri ve sonrasında da İl Kongresi yaşandı, tartışmaların ışığında.

Bilindik görüntüler oluştu.
Hem genel merkez hem de yerel örgütlerde genel seçim sonrası oluşan hava partinin duruşuna ve ilkelerine zarar verecek boyutlara kadar ulaştı.
Parti içindeki bazı klikler genel seçimin kaybından Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nu sorumlu tutarken, bunu “ Değişim” mottosu ile parti tabanına satmaya çalıştı. Şu ana kadar bu hamle beklenen karşılığı görmedi. Çünkü yanlış noktadan, yani tepeden bir değişim talebi oluşturuldu. Ve bu talebi de sorumluluğun tam ortasındaki insanların istemesi de ayrı bir çelişkiydi.
Her neyse.
Bu değişim talebi yerel örgütlerde de doğal olarak dillendirildi. Ne var ki alıcı bulamadı. Yapılan kongrelerde muhalif kesimler kendilerine bir hareket alanı bulmaya çalışsa da yanlış hedef seçti. Ve bu hedef Büyükşehir Belediye Başkanı’ydı.
Ne var ki bu süreçte Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer üzerinde oluşturulmaya çalışılan “anti demokratik” başlıklı algı, Seçer’in başarılı yönetimi, rol model belediyeciliği içinde eriyip gitti. Çünkü muhalif kesimler, insanların artık konuşana, hamasi söylemler üretene değil çalışana ve başarıya saygı duyduğunu unutmuştu.
Delege seçimleri ve ilçe kongrelerinde ortaya çıkan “Vahap Seçer’i istemezük” diyen bir grup muhalif özellikle Yenişehir ve Mezitli ilçelerinde kendilerine hareket alanı buldu. Bu alanı kendilerine tahsis eden de her iki ilçenin CHP’li belediye başkanlarıydı. Ne yazık ki Vahap Seçer karşıtları ile aynı katara bindiler. Diplomasi yerine sahada mücadele etmeyi seçtiler. Yenişehir’deki Seçer karşıtlığının tadı kaçınca, bu durumdan gerçekten rahatsız olanlar ve bize buradan ekmek çıkmaz diyenler topyekün cepheyi terk etti. Ve Yenişehir’de kaybettiler. Mezitli’de ise muhalif cephenin desteklediği aday kazandı. “Arabulucu” Avukat Ulaş Yılmaz ilçe başkanı oldu.
Delege seçimleri ve ilçe kongrelerinde oluşan bu atmosfer İl kongresine nasıl yansıyacaktı? Merak konusuydu.
Yenişehir ve Mezitli’deki delege seçimleri ve kongrelerinde yaşananların, il kongresinin gerçekleştiği salonda yankı bulması düşünülürken, bu durum delege listelerine yansıdı. Tahmin edilen oldu ve Yenişehir, Mezitli ve Tarsus Belediye Başkanları kurultay delege listesinde yer almadı.
Peki bu ne anlama geliyordu ?
Seçer ile üç belediye başkanının arasına inşa edilen bu kurultay duvarı, yerel seçimler için de güçlü bir mesaj niteliği taşıyordu. Seçer artık kendini yıpratmaya yönelik bu hamlelerin kaynağı olarak gördüğü mevcut belediye başkanlarını yerel seçimlerde tercih etme niyetinde olmadığını da göstermiş oldu. Kurultay delege listesi Seçer ile bu üç belediye başkanının artık yollarının ayrıldığının kanıtı niteliğinde bir belgeydi.
Gelelim bir başka soruna.
Bir süre önce Mersin’de genel seçimde alınan başarıya “Ben” merkezli bakan, kendisini milletvekili ve oy sayısının artmasında başrole yerleştiren Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır’a.
Daha önce katıldığı ilçe kongrelerinde birlik beraberlik mesajı veren , ben O’cu Bu’cu değilim diyen Başarır, il kongresinden sonra demokrasi istedi, iki adaylı seçim istedi, “Büyükşehir örgüte bulaşmasın” dedi, delegeler akraba dedi, belediye çalışanı dedi. Dedikçe dedi. Yetmedi İstanbul, Ankara ve Adana belediye başkanlarına methiyeler dizdi, ama Mersin’i ağzına almadı. Ama aynı hassasiyeti Mezitli Belediye Başkanı’nın eşini delege listesine yazdırmasına göstermedi, delege olan belediye çalışanlarına uygulanan mobing ve işten çıkarma gibi hamlelere sesini çıkarmadı. Anlayacağınız kulağının üstüne yattı. Genel merkez odaklı strateji ve manevralarına kendi belediye başkanını yem etmeye çalışması bir grup başkanvekiline hiç yakışmadı. “Değişim” dedi ama bir anda kendi değişti. Olmadı..
Uzun lafın kısası.
Büyük kurultay kararı alındı.
Herkesin değişim talebi var.
Ne var ki bu değişimin başlayacağı nokta ile varmak istediği nokta arasında büyük bir kopukluk var.
Ve yanlış yerden başlayanlar belli ki doğruya ulaşamayacak.





