Sedat Peker’in ifşa videolarını yayınladığı Hadi Özışık’ın ‘kirli sayfaları’ ortalığa saçıldı. Eski Başbakan Tansu Çiller döneminde de Özışık’ın ‘tetikçilik’ yaptığını kendisinin itiraf ettiği ortaya çıktı.
Organize suç örgütü elebaşı olduğu iddiasıyla operasyon düzenlenen Sedat Peker’in açıklamalarının yankıları sürüyor. Peker’in videolarında yer verdiği açıklamalar gündemde yerini korurken “mafya-siyaset-devlet” ilişkisi iddiaları yeniden gündeme geldi. Peker’in yayınladığı her video ile kamuoyunda “90’lara mı döndük” tartışması alevlendi.
3 Kasım 1996’da meydana gelen Susurluk kazası ile “mafya-siyaset-devlet” ilişkisi ifşa olmuştu. Kazanın ardından Meclis’te Susurluk Komisyonu kurulmuş, rapor hazırlanmıştı.
Raporda, “Devlet içinde yapılanmış bir takım yanlış organizasyonların devlet adına hareket ettiğini söyleyen, devlet ve kamu görevlileriyle siyasetçilerle işbirliği içinde kendince devleti sahiplenen, devleti yön veren devleti işlerini gördüğünü söyleyen bir ekip olduğu ortaya çıkmıştı. Bunun da devlette bir takım kamu görevlilerinin bilgisi dahilinde olduğu ortaya çıkmıştı.” ifadeleri yer almıştı.
Sedat Peker’in dün yayınladığı videoda Hadi Özışık’la olan facetime görüşmesi vardı. Videoda Sedat Peker, Süleyman Soylu’nun kendisine uyguladığı ambargodan bahsederken Hadi Özışık’ın ise kendisine hak verdiği görülüyor. Bu arada Süleyman Özışık’ın da Süleyman Soylu talimatıyla Sedat Peker’in yanına görüşmeye gittiği iddia ediliyor.
90’lardaki Susurluk olayında da bugünkü yaşananlarda da Hadi Özışık gündemde. Özışık, 90’larda Susurluk olayında Tansu Çilleri aklamak için kitap bile yazdı. Sonraki süreçte Çiller ailesi ile arası bozuldu ve itirafçı oldu. İtirafları kan donduran cinstendi.
İşte Hadi Özışık’ın Tansu Çilleri aklamak için yazdığı, “Tansu Çillere Karşı Kirli Sayfa” kitabı
:
O dönemde Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek de “Mafya, tarikat, siyaset” üçgenini “Çiler Özel Örgütü’ diye kitaplaştırmıştı.
Perinçek’in kitabında, TBMM Susurluk Komisyonu’na sunulan dosya ve belgeler yer almıştı.
İşte o kitap:

Sözcü Yazarı Emin Çöaşan’ın Hürriyet’te yazdığı 2000’li yıllarda Özışık 90’larda yaptığı tetikçiliği adeta itiraf ediyordu.
Çölaşan, 5 Ağustos 2000’de Hürriyet’te “Okuyunuz bakalım Tansu Hanım!” başlıklı yazısında, “Çiller Ailesi adına yayın yapan, onlara karşı olan herkesle birlikte çocuklarına ve karılarına da terbiyesizce, ana avrat söven, yalan ve iftira üreten Öncü isimli bir gazete ve BTV isimli bir televizyon kanalı vardı.
Bu iki kuruluş hakkında yüzlerce dava açıldı. Davalar kazanıldı, Yargıtay tarafından onanıp kesinleşti. Bunların trilyonluk tazminat borçları birikti. Çiller son seçimde hezimete uğradı. İşte bu aşamada bunlar hem gazeteyi, hem de televizyonu kapayıp ‘‘Hadi bize eyvallah’’ dediler.
Bu konuyu burada defalarca yazdım ve sorumlusunun Tansu-Özer ikilisi olduğunu vurguladım. Tansu Hanım telefon etti, ‘‘Ben o gazeteyi okumazdım, televizyonu izlemezdim. Haberim bile yoktu’’ diyerek beş yaşında çocuğun bile yutmayacağı masallar anlatmaya kalkıştı.” bilgilerini verdi.
Çölaşan, “Şimdi sizi bir internet haber sitesine davet ediyorum:
‘‘www.internethaber.com’’ diyerek yazısında Özışık’ın itiraflarına yer verdi.
İşte Çölaşan’ın yazısındaki o bölüm:
O dönemde Öncü’de köşe yazarı, BTV’de haber müdürü olarak görev yapan Hadi Özışık orada yaşadıklarını açıklıyor:
‘‘Öncü Gazetesi’nin koridorları her gün Genel Yayın Yönetmeni Ahmet Arslan’ın ‘‘Yaz 1 milyarlık bir haber’’ sözleriyle yankılanıyordu. Öncü’nün en ucuz tazminat haberi 1 milyar liralıktı. Bunun üzerindeki (daha fazla tazminatı gerektirecek) haberler için Mehmet Göktürk’ün onayı gerekiyordu.
Göktürk’ün emir aldığı kişi ise Özer Çiller’den başkası değildi.’’
Bunları şimdi itiraf eden Hadi Özışık haber sitesinde anlatmaya devam ediyor:
‘‘Öncü’de gazeteler okunmak için okunmuyordu. Bakalım bugün kim Çiller aleyhine yazmış düşüncesiyle bir çırpıda taranıyor, aleyhte yazanlar tek tek kâğıda dökülüyordu. Emin Çölaşan’ın köşe yazısı okunuyordu ilkin. Fatih Altaylı, Tufan Türenç, Hıncal Uluç, Şakir Süter, Ertuğrul Özkök, Güngör Mengi ve diğer aleyhte yazanlar da arkadan geliyordu.
– Vay şerefsiz, yaktım seni!
Gazetenin Genel Yayın Yönetmeni Ahmet Arslan hemen telefona sarılıyordu:
– Abi, Emin fena geçirmiş, haberin olsun. Bir de Tufan Türenç yazmış abi.
Arslan’ın abi dediği kişi, bir üst katta bulunan genel müdür yardımcısı Mehmet Göktürk’tü. Göktürk’ün cevabı ilginçti:
– Yaaa, fena geçirmiş. Az önce patron da (Özer) aradı. Ben geleceğim aşağıya.
Bir süre sonra Göktürk aşağıya inecek, patrondan (Özer’den) gelen talimatlar değerlendirilecek.
Gazetenin sorumlu Yazıişleri Müdürü Gül Demirbaş’ı çağıran Ahmet Arslan şöyle diyordu:
– Şu Emin’i iyice oku ve ona göre bir yazı yaz. (Hakaret) 1 milyar liralık olsun. Emir yukarıdan…’’
***
Bizlere yıllarca böyle sövdüler. Analarımıza, karılarımıza, çocuklarımıza da sövdüler. Erkekleri eşcinsel, kadınları orospu yaptılar!
Davalar açtık, hepsini kazandık ve sonra tüydüler.
Bunları yazınca Tansu Çiller beni arayıp ‘‘Valla benim haberim yoktu’’ diyor ve ekliyor:
‘‘Sayın Çölaşan geçmişi unutalım. Biz yeni bir beyaz sayfa açtık.’’
İyi ama geçmişteki o pis, kapkara sayfaları ne yapacağız?
O iğrenç küfür ve iftiralar sen ve kocan adına yağdırılırdı. Senin kocan onların binasını ziyaret eder, talimatlar verirdi. Hatta gazetede isimsiz yazılar yazar, televizyonda altyazı geçirirdi. Tabii ki bütün bunları yaparken ismini gizlerdi.
Zannetmesinler ki biz bu Sülün Osman yöntemini unutacağız ve işin peşini bırakacağız.
***
İşte bakınız, çözülmeler başladı. O bünyenin ta göbeğinde olan Hadi Özışık artık itiraf ediyor ve o haber sitesinde daha pek çok şey açıklayacağını söylüyor.
Tansu Çiller her şeyi inkâr ederken, Öncü’nün köşe yazarı, BTV’nin haber müdürü Özışık gerçekleri kamuyonuna aktarıyor. Dün kendisiyle konuştum. ‘‘Biz de onların kazığını yedik’’ dedi ve anlattı:
‘‘Yasal haklarımızdan bir kuruş vermeden hepimizi kapının önüne koydular. Hepimize borçları var. Ama örneğin (Liboş’un karısı) Canan Barlas’a 25 milyar lira verdiler. Şimdi aramızda örgütleniyoruz. Özer Çiller’i topluca mahkemeye vereceğiz.’’
Peki Tansu-Özer ikilisi bu işlerin içinde miydi?
‘‘Elbette içindeydi. Örneğin ben BTV’de Meral Akşener’le canlı yayın yaparken Tansu Çiller emir verip yayını kestirdi. Ama yukarıda Allah var, bir gün de Bekir Altınok’u çağırıp çok sövüyorsunuz diye azarladı. Özer Çiller ise işin her aşamasında vardı. Emirler ondan alınırdı ama ismini açığa çıkarmazdı.’’
İnsanların haysiyetine acımasızca saldıran o tetikçiler şimdi nerede? Hepsi tarla faresi gibi toz oldu.
Bu ülkede başbakanlık yapmış birinin bu terbiyesizliği inkara yeltenmesi ayıptır.
Bu işler öyle ‘‘Biz şimdi beyaz sayfa açtık, geçmişi unutalım’’ demekle unutulmuyor.
Başkalarını bilmem ama ben unutmayacağım. Bir gün özür dileyecek.
PEKİ KİM BU ÖZIŞIKLAR?
Hadi Özışık, Kars’ta gazetecilik eğitimi almadan yerel Hüryurt adlı gazetede mesleğe başladı. İstanbulda sıvacılık ve boyacılık işi yapan üç kardeşini de mesleğe soktu.
Eski Ulaştırma Bakanı hemşehrisi Ahmet Arslan döneminde bakanlığa bağlı şirketlerin ve Türk Telekomun reklam planlama ve pazarlama işini aldılar.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin eski yönetminin hortum bağladığı kurumlar arasında yer aldılar.
Süleyman Özışık’ın adı bir çok kirli operasyona karıştı Şimdi Türkiye Gazetesi köşe yazarı. Mehmet Özışık, Didim Belediye Başkanı’na kumpas kurdu suçüstü yakalandı. İsimleri hep kumpaslarla anıldı.





