Mersin’in Silifke ilçesindeki Tisan Koyu’nda yapımı süren “Faras Tisania” otel ve konut projesine karşı TBB ve Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer tarafından açılan iptal davasında önemli bir hukuki gelişme yaşandı. Danıştay 6. Dairesi, yerel mahkemenin kararını eksik inceleme gerekçesiyle bozarak bölgede yeniden bilirkişi incelemesi yapılmasına hükmetti.
Mersin’in Silifke ilçesindeki Tisan Koyu’nda yapımı süren “Faras Tisania” otel ve konut projesine karşı TBB ve Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer tarafından açılan iptal davasında önemli bir hukuki gelişme yaşandı. Danıştay 6. Dairesi, yerel mahkemenin kararını eksik inceleme gerekçesiyle bozarak bölgede yeniden bilirkişi incelemesi yapılmasına hükmetti.
“Dünyanın En Güzel 13. Koyu” olarak bilinen bölgenin kıyı mevzuatına aykırı şekilde betonlaşmasına karşı ilk günden itibaren net bir duruş sergileyen Başkan Vahap Seçer’in başlattığı bu süreç, yüksek yargının müdahalesiyle yeni bir boyut kazandı. Danıştay 6. Dairesi; Mersin 2. İdare Mahkemesi’nin projeye dair imar planlarını ve çevreye yönelik iddiaları yüzeysel değerlendirdiğini belirterek, yargılama usullerine tam uyulmadan verilen önceki kararı geçersiz kıldı.
Mersin Büyükşehir’in Tisan kıyıları için dava hamlesi Danıştay kararıyla hukuki karşılığını buldu
2022 yılında ortaya çıkan projeye göre; Tisan’da 5 katlı bir otel yapılması ve koyun yıllardır yapılaşmadan korunan kısımlarında da yapılaşma başlamasını öngören plan proje sahiplerince hazırlandı. Dönemin Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) yönetimindeki Silifke Belediyesi Meclisi’nden geçen proje, Mersin Büyükşehir Belediye Meclisi’nde de tartışmalara yol açtı ve Başkan Vahap Seçer, uyulmayan kıyı yönetmeliklerini ve doğal güzelliklerin betonlaştırma ile yok edilme teşebbüsüne itirazlarını yöneltti. Adalet ve Kalkınma Partili (AK Parti) ve MHP’li Meclis üyelerinin oylarıyla Büyükşehir Meclisi’nden geçen karar sonrasında Başkan Seçer, 2024 yılında Kıyı Kanunu’na, Şehircilik İlkeleri ve Planlama Esasları ile bölgenin yapılaşma dokusuna aykırılık gerekçesi ile kamu yararını gözeterek yerel mahkemeye başvurarak Faras Akdeniz Konut Yapı Kooperatifi’ne karşı hukuki süreci başlattı. Yerel mahkeme ve istinaf yollarının neticesinde dava reddedilirken, dosya yüksek yargıya taşınarak Danıştay başvurusu gerçekleştirildi. Danıştay’ın yerel mahkeme kararını geçersiz kılan iptal kararında; eksik inceleme ve usul hataları, kısmi yapılaşma teşebbüsünün belirsizliği, yapı yüksekliğinin uygunsuzluğu, altyapı eksikliği, Kıyı Kanunu’nun ‘kıyıların kamu yararına açık tutulması’ilkesine aykırılığı gözler önüne serildi.
Tüm bu gelişmeler doğrultusunda Danıştay kararı ile yerel mahkemenin davayı reddinin hukuka uygun olmadığına, imar planlarının Kıyı Mevzuatı ile 3194 sayılı İmar Kanunu’na ve kamu yararına uygunluğunun kapsamlı bir araştırma ile yeniden değerlendirilmesine karar verildi. Söz konusu mahallin yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi işlemlerinin ise 1 Haziran 2026 tarihinde gerçekleştirilmesine karar verildi.
Mersin’in doğal ve tarihi güzelliklerini kentin zenginliği olarak ifade eden Başkan Vahap Seçer’in, rant ve yapılaştırma ile kıyıların tahribatına karşı duruşu kentin uluslararası alanda tanınan Tisan bölgesinin korunması adına önemli gelişmelerin başlangıcı oldu. Başkan Vahap Seçer’in süreç boyunca ortaya koyduğu ‘Rant odaklı değil, çevre ve insan odaklı belediyecilik’ duruşu; kıyıların, doğal yaşam alanlarının ve bölgenin ekolojik dengesinin korunmasını merkeze alan bir yerel yönetim anlayışını bir kez daha gözler önüne serdi. Özellikle son yıllarda yoğun yapılaşma baskısıyla karşı karşıya kalan kıyı bölgelerinde, doğal güzelliklerin ve kamusal alanların korunmasına yönelik bu tutum; yalnızca bugünün değil, gelecek nesillerin yaşam hakkını da gözeten önemli bir çevre hassasiyetini ortaya koydu.
Tisan’ın kendine özgü doğal yapısı, deniz ekosistemi, bitki örtüsü ve yıllardır korunan kıyı dokusunun sürdürülebilir biçimde geleceğe aktarılması gerektiğine dikkat çeken Başkan Seçer’in yaklaşımı; rant ve betonlaşma odaklı projeler yerine doğa ile uyumlu, kamu yararını önceleyen bir kent vizyonunu ön plana çıkardı. Kıyıların herkes için erişilebilir, sağlıklı ve yaşanabilir alanlar olarak korunması gerektiği yönündeki bu anlayışla atılan adımların olumlu neticelenmesi doğal alanların korunmasına yönelik toplumsal hassasiyetin hukuki süreçlerde de karşılık bulduğunu gösterdi.





